“`html

Araştırmalar, uyku sırasında yatak odasında ışık kaynaklarının açık olması durumunda kalp yetmezliği riski %56 oranında arttığını ortaya koydu. Buna ek olarak, aşırı ışığa maruz kalan bireylerin koroner arter hastalığı ve felç olma olasılıkları sırasıyla %32 ve %28 daha fazla.

JAMA Network Open dergisinde yayımlanan çalışma, eş-yazar Dr. Daniel Windred’in belirttiğine göre, katılımcıların 00:30 ile 06:00 saatleri arasındaki ışığa maruz kalmalarını izleyen giyilebilir cihazlar kullanarak gerçekleştirildi.

Windred, “Bireylerin ışığa maruz kalma kaynağını bilmememiz, araştırmamızın bir sınırıdır. Gece ışığının kaynaklarını anlamak, daha etkili ve bilinçli önerilerde bulunmamıza olanak tanıyacak” şeklinde konuştu.

13 MİLYON SAATLİK IŞIK VERİSİ ANALİZ EDİLDİ
Yazarlar, bu çalışmanın bireylerin ışık maruziyeti ile kardiyovasküler hastalık riski arasında uzun vadeli ilişkiler üzerinde gerçekleştirilen en kapsamlı araştırma olduğunu belirtiyor.

Windred, “Yaklaşık 89,000 bireyin 13 milyon saatlik ışık verisini inceledik. Araştırma, sirkadiyen ritimlerin bozulmasını kardiyovasküler sağlık için bilinen bir risk olarak gösteren önceki çalışmalardan da yararlanıyor” ifadesinde bulundu.

Windred, sirkadiyen ritimlerin vücudumuzdaki birçok hücre ve dokudaki 24 saatlik döngüler olduğunu belirtti. Bu ‘iç saat’, uyku düzenlerimizi yönlendirir, ışık uyanıklık sinyali gibiyken karanlık ise uykuya dalmamız için sinyal gönderir.

IŞIĞIN KALP SAĞLIĞI ÜZERİNDEKİ OLASI ETKİSİ
Çalışma katılımcılarının ortalama yaşı 62 olup, 2006’dan bu yana Birleşik Krallık’ta 40 ile 69 yaş aralığındaki 500,000’den fazla bireyin sağlık sonuçlarını inceleyen UK Biobank araştırması çerçevesinde yer alıyorlardı.

2013-2022 yılları arasında katılımcılar, normal yaşamları boyunca bir hafta süresince ışık takip cihazları taşıdı ve ardından ortalama dokuz yıl boyunca sağlık durumları gözlemlendi.

Fernandez-Mendoza, bu çalışmayı özel kılan unsurlardan birinin, izleme süreci öncesinde kardiyovasküler hastalıkları olan bireylerin araştırmadan çıkartılması olduğunu vurguladı.

En parlak ışığa maruz kalan bireylerde kalp krizi geçirme olasılığı %47, atriyal fibrilasyon (A-fib) riski ise %32 daha fazla bulundu. A-fib, kalbin üst odacıkları olan atriyumların alt odacıklarla senkronize olmaması sonucunda oluşan düzensiz kalp ritmidir.
Kadınlarda kalp yetmezliği ve koroner arter hastalığı riski daha yüksekken, genç bireylerde kalp yetmezliği ve A-fib oranları daha sık görülmektedir.

KONU SADECE TAVAN IŞIĞI DEĞİL
Işık, melatonin hormonunun üretimini engelleyerek uyku düzeninizi etkileyebilir. Bu nedenle, yatmadan önceki alışkanlıklarınıza dikkat ederek geceleri ışığa maruz kalmayı azaltmaya başlayabilirsiniz.

Klinik Psikolog Dr. Julio Fernandez-Mendoza, uyku saatinden önce, ekran süresinin kısıtlanmasını ve gereksiz ev ışıklarının kapatılmasını öneriyor.

Windred, ışıkları kapatmanın mümkün olmadığı durumlarda, parlak ışıklar yerine loş veya sıcak aydınlatma kullanmanın faydalı olabileceğini belirtti. Ayrıca, yatak odasında parlak çalar saatler kullanmaktan ve pencerelere yakın uyumaktan kaçınılması gerektiğini vurguladı.

Ancak bu araştırma, açıkça sadece bir ilişki sunmakta ve ışığa maruz kalmanın doğrudan kardiyovasküler hastalıklara yol açtığını kanıtlamamaktadır. Sheffield Üniversitesi’nden Kardiyovasküler Tıp Profesörü Dr. Tim Chico, gece ışığına maruz kalan bireylerdeki kalp hastalığı riskini artıran farklı faktörlerin olabileceğini belirtti.

Araştırmacılar, fiziksel aktivite seviyeleri, sigara ve alkol tüketimi, beslenme alışkanlıkları, vardiyalı çalışma düzenleri gibi faktörler dikkate alındığında bile bu ilişkilerin hala geçerli olduğunu ifade etti.

Fernandez-Mendoza, bu çalışmanın gündüz ışığına yüksek maruziyetin iyi kardiyovasküler sağlık ile ilişkisine dair sınırlı sayıda araştırmalardan biri olduğunu vurguladı ve ekledi:
“Gece ışığının bedenimizde bir stres faktörü gibi etkiler yarattığını ve bunun da yüksek kalp atış hızı, stres hormonları, glikoz ve insülin seviyeleri ile iltihaplanmaya neden olabileceğini düşündürüyor.”
“`
